"duvarları yıkarız"
"O duvar O duvarınız Vııızz gelir Bize Vııızzzz." Nâzım Hîkmet Ran (NHR)
"duyan da okur; duymak için kör olmak mı lâzım?" "kör olmada gör beni"
"Robin hood bugün yaşasaydı medyadaki tekelleşmeyi bir numaralı düşman olarak görürdü" 15 05 2010 cannes film festivali Russel Crowe
"aslında robin hood yok cesur yürek var Robin Hood does not actually have a brave heart" Mel Gibson 07 01 2011 cuma
azsonra.blogspot.com
7 Ocak 2015 Çarşamba
Devletimizle birlikte halkımız destan yazıyor 07 Ocak 2015 ANKARA
BaşbakanAhmet Davutoğlu, ATO
Congresium'da düzenlenen Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın
(AFAD) 5. Yıl Etkinliği'nde yaptığı konuşmada, 2015 yılına son derece
anlamlı bir merasimle başladıklarına işaret ederek, yeni yılın
afetlerden, ölümlerden uzak olması temennisinde bulundu.
Milletler ve devletlerin zor şartlarda gösterdikleri reflekslerle tarih
içinde yer aldığına dikkati çeken Davutoğlu, "Bu reflekslerin içinde de
en önemlisi kurumsal kapasite geliştirme refleksidir. 1999 depremi
sonrasında, tarihin gördüğü en acılı deprem faciası sonrasında ülkemiz
büyük sıkıntılar çekti. AK Parti iktidarları bütün bu tecrübeler
üzerinden şu bilinçle hareket etti; ülkemiz bir afet kuşağı üzerinde
bulunmaktadır, ayrıca siyasi ve stratejik gerekçelerle birçok risk
unsurlarıyla karşı karşıyadır. Bu tecrübeler ışığında AFAD'ı organize
ettiğinde, aslında kısa sürede ulaştığı seviyeyle devletimizin kurum
geliştirme kabiliyetini ortaya koymuştur. Bu çalışmalara katkıda bulunan
başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, değerli Başbakan Yardımcılarımıza, tüm AFAD ekibine bir kez daha teşekkür ediyor,
takdirlerimi sunuyorum” diye konuştu. Davutoğlu, konuşmasını şöyle
sürdürdü:
“Yine milletler ve devletler, zor şartlarda
gösterdikleri refleksler yanında tarihte kalıcılıklarını iki önemli
unsura borçludurlar, şefkat ve kudret. Öyle zamanlar olur ki insan oğlu,
şefkate ihtiyaç hisseder. O anda devlet hem vatandaşlarına, bütün
insanlara şefkatle yaklaşır. Öyle anlar olur ki devletin kudretini halk,
o devletin kudretini dünyada insanlık hissetmek ister. Maalesef Marmara
depreminde, depremin acıları kadar halkımızı yaralayan en büyük
unsurlardan birisi, dönemin hükümetinin bu acılara telafi olmak amacıyla
yaptığı çabalarda ortaya çıkan birçok eksiklik ve ihmaldi. Hükümet
günlerce deprem bölgesine ulaşamadı, deprem yaralarını sarmak çok uzun
süre aldı. Aynı tecrübe Van’da yaşandığında 1 yılda 17 bin 500 konut
inşa edildi. Devlet, bütün imkanlarıyla dakikalarla hesap edilen sürede
deprem mahallindeydi.”
“Bu şefkat, kudret, AFAD eliyle
tecelli etmesinden de büyük gurur duyuyoruz. Bu dönemde gerçekten çok
paylaşıldığında, hala gözlerimizi yaşartan, gönüllerimiz bazen hüzünle
burkan ama bazen de gururla gönüllerimizi uyandıran olaylar yaşadık.
AFAD benzeri kuruluşların ve AFAD'ın iki önemli misyon alanı vardır;
misyonun birincisi insani misyon, ikincisi stratejik misyon. Alan ise
ulusal ve uluslararası alan. İnsani misyonun esası nerede bir insan
varsa ve o insan hangi dini, ırkı, arka plana sahip olursa olsun ‘bana
yardım edecek kudretli el yok mu’ diye sorduğunda Türkiye Cumhuriyeti
Devleti’nin kudret elinin timsali olan AFAD’ın orada olmasıdır. Çok kısa
sürede AFAD’ın sağladığı kurumsal kapasiteye şahit olmuşumdur. Haiti’ye
ziyarette bulunduğumda, Haitililerin ilk andığı olay, Haiti depremi
esnasında ilk inen uçağın THY uçağı olduğu, ilk inen ekibin de AFAD
ekibinin olmasıydı ve yine geçen ay Filipinler’e resmi ziyarette
bulunduğumda, bütün Filipinlerin andığı ilk olaydan biri
de Filipinlilerin karşı karşıya kaldığı afette oraya yine THY uçağının
inen ilk uçak olduğu, ilk ekibin de Başbakan Yardımcımız Başkanlığındaki AFAD ekibinin olmasıydı.”
“Türkiye’nin bu yaklaşımını eleştirmeye kalkanlara sesleniyorum; Haiti
yada Filipinler'deki insanların Türkiye’deki ilişkisi herhangi bir
tarih, mezhep ve din ortaklığına dayanmıyor ama insan odaklığına
dayanıyor” diye konuşan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İnsan söz konusu oldu mu her şey ikinci planda kalır. Bugün Türkiye
Cumhuriyeti'nin ezeli ebedi sembolü olan al bayrak, bu ülkelerde şefkat
ve kudret misali olarak anılıyorsa, 5 yıl içinde ulaştığımız bu
kapasitenin ve AFAD’ın büyük rolü var. Yine insani bağlamda, Somali’de,
Gazze’de, Suriye’de, Irak’ta, Myanmar’da, Bosna’da, biraz önce
zikredildi, Sırbistan’da dünyanın her yerinde son yıllarda yaşadığımız
her insani nitelikli olayda Türkiye Cumhuriyeti kudretiyle, şefkatiyle
orada var olmuştur, bundan sonra da var olmaya devam edecek. Bu insani
boyutu destekleyen ikinci boyut da stratejik boyuttur. Bir devlet gerek
kendi vatandaşına verdiği özgüvenle, gerekse dünya milletlerine sunduğu,
gösterdiği kudretle uluslararası itibar kazanır. Biraz önce zikrettik,
insani ve stratejik boyutları itibarıyla ulusal alanda gerek Van
depreminde gerek son Soma ve Ermenek’te, aslında insani bakımdan değil
vatandaşımızın kendine özgüven duyması ve bu özgüveni stratejik bir güç
olarak bizim değerlendirmemiz anlamında olağanüstü tecrübeler yaşadık."
“Yine stratejik anlamda o derece önemli bir değerdir ki bu dünyada sizin
saygınlığınız bununla ölçülür. Eğer bir vatandaşının bir yerde zor
durumda kalmışsa o zor duruma eğer devlet ulaşma kapasitesine sahipse,
diğer devletler de o devlete saygı gösterir. Ama vatandaşlarına sahip
çıkmayan devlete uluslararası toplumun saygı göstermesi söz konusu
değildir.. Çok zor şartlar yaşadık. Dışişleri Bakanlığım
döneminde, birçok krizi başında bulunarak idare ettik. Libya tahliyesi,
birçok ülke kendi vatandaşını nasıl tahliye edeceğini düşünürken, bir
hafta içinde 15 bine yakın vatandaşımızı ve bunlara ilaveten yaklaşık 65
ülkeden, Libya’da çalışan vatandaşlarını kurtarmak üzere yaklaşık 25
bin kişiyi 10 gün içinde tahliye ettik. Hala gururla hatırlıyorum,
önemli ülkenin Dışişleri Bakanı, müttefik ülkenin dışişleri bakanı
arayıp, ‘bizim de Sirte’de şu kadar sayıda vatandaşımız var, acaba alır
mısınız’ dediğinde, bana sayıları gelmiş olduğu için, ‘o vatandaşları
aldık. Şu anda İzmir’e gemilerle geliyor’ demiştik. Bizden hiçbir daha
formel talep bulunmadığı halde bin 500 Vietnamlıyı Libya'dan aldık,
ülkelerine gönderdik. Vietnamlı yetkililerle karşılaştığımızda, ‘bunu tarih boyunca hiç unutmayacağız’ dediler. Dolayısıyla mesele şudur;
insan söz konusu olduğunda, medeniyetimizin, irfanımızın hareket
geçtiğine, milletimiz de bütün dünya da şahittir. hesap yapmadık, acaba
sonucu ne olur diye düşünmedik.”
"Somali’de nesilden nesile anlatılacak bir Türk destanı vardır"
"İşte bu destanlardan biri Suriye'de yazılıyor" diyen Davutoğlu, şunları söyledi:
"Bu zor günleri yaşarken zalimler, hiçbir zaman abad olmazlar ama emin
olunuz, bu zor günlerde Suriye halkına Türkiye'nin yaptığı yardımları
ve bebeklerine AFAD ismini koyan o anneler, hiçbir zaman unutulmayacak.
Onlar zihinlerinde Türkiye’yi hep şefkat eli olarak görecek, zorbaların
yumruğuna karşı şefkatle uzanan el olarak görecek. Allah bize öylesine
kudretli, öylesine şefkatli eylesin ki nerede mazlum varsa ona sahip
çıkabilelim, nerede zor durumda kalmış eşrefi mahlukat varsa ona eşrefi
mahlukat olarak yaklaşabilelim."
"Dolayısıyla AFAD herhangi bir
kurum değildir, bürokratik mekanizma değildir, AFAD’ın temsil ettiği
değerler siyasi hesap üzerine kurulan değerler değildir. AFAD bir
milletin ruhudur, AFAD bir milletin vicdanıdır, AFAD bir devletin şefkat
ve kudretidir" ifadesini kullanan Davutoğlu, şöyle dedi:
"Her
bir AFAD mensubunun bu bilinçle hareket etmesini istiyoruz. Hiçbir zaman
eleştiriler eksik olmayacak. Bu eleştiriler belki tarihte yerini
almayacak ama Musul saldırıya uğradığında, ertesi gün ulaşan yardım,
Musul’dan, Irak’tan kaçanlara benim de bizzat ziyaret ettiğim Dohok'taki
kamplar, hiçbir ayrım gözetmeden Türklere, Yezidilere açık olan
kamplar, bütün Irak halkının kalbinde yer ediniyor. Hala geçen ay
ziyaretimde Dohok’a indiğimizde eski öğrencim olan valinin
sözleri kulağımdadır; ‘İyi ki Türkiye var, iyi ki başımız sıkıştığında
başvurabileceğimiz Türkiye Cumhuriyeti gibi devlet var' demişti."