"duvarları yıkarız"
"O duvar O duvarınız Vııızz gelir Bize Vııızzzz." Nâzım Hîkmet Ran (NHR)
"duyan da okur; duymak için kör olmak mı lâzım?" "kör olmada gör beni"
"Robin hood bugün yaşasaydı medyadaki tekelleşmeyi bir numaralı düşman olarak görürdü" 15 05 2010 cannes film festivali Russel Crowe
"aslında robin hood yok cesur yürek var Robin Hood does not actually have a brave heart" Mel Gibson 07 01 2011 cuma
azsonra.blogspot.com
8 Ocak 2015 Perşembe
Paralelci çete bu başarı hikayesinin üstünü örtemeyecek 08 Ocak 2015 ANKARA
Davutoğlu, Ankara Vilayetler
Evi'nde Büyükelçiler Konferansı vesilesiyle verilen akşam yemeğinde
yaptığı konuşmada, AK Parti olağanüstü kongresinde vurguladığı temel
bazı ilkeleri, hükümet programına geçirdiğini, bunların "restorasyon, ihya ve inşa" olduğunu hatırlattı.
Diplomasinin mahiyetinin kökten değiştiğini belirten Davutoğlu,
diplomasideki en önemli değişim unsurlarından birisinin de algı konusu
olduğunu söyledi.
Bundan 40 yıl önce, algının yerleşmiş, kökleşmiş birşey olduğunu ifade eden Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Yani Türkiye ile ilgili bir algı oturmuşsa, o bir müddet devam ederdi,
10 sene, 20 sene... Fakat şimdi, iletişim araçları ve özellikle de
medya, sosyal medya ve birçok araç öylesine hızlı algı değişimlerine yol
açabiliyor ki biz sabit durarak, değişmeyerek, sadece sürekliliğimize
güvenerek bu algı operasyonları karşısında başarılı olamayız. Onun için
hepinizi öncelikle bu dönemde en önemli faktör olarak gördüğüm, müzakere
değil, arabuluculuk, bunların hepsi önemli. Fakat en önemli faktör şu
anda diplomaside psikoloji. Psikolojileri yönetebilme, psikolojilere
hitap edebilme, psikolojileri şekillendirebilme... İşte bunu bilen
birileri Türkiye'de bütün bu başarı hikayesine bir şekilde darbe vurmak
için psikolojik algı operasyonları yapıyorlar. Türkiye bir başarı
hikayesidir. Sadece Türk halkının benimsediği ve bu sebeple de
desteklediği bir başarı hikayesi değil son 12 yılda olan. Ekonomik
krizler içinde kalkınmaya devam eden bir ülke. Etraftaki siyasi
istikrarsızlıklara rağmen iç bütünlüğünü tahkim eden bir ülke.
Otoriterleşme ve radikalleşmeye rağmen demokrasisini sürdüren bir ülke."
Bu başarı hikayesinin sadece 77 milyonun başarı hikayesi olmadığını
belirten Davutoğlu, "Bu başarı hikayesinden Saraybosna'daki bir Boşnak,
Makedonya'daki bir Türk, Arnavutluk'taki bir Arnavut, Azeriler, Kazak,
Somali'deki bir Somalili hisseyab olur. Türkiye'den gelen her başarı
hikayesini sahipleniyor. O başarı hikayesiyle hissedar oluyor, onunla
mutlu oluyor. Çünkü biliyor ki eğer Türkiye Cumhuriyeti Devleti kudretli
ve şefkatli bir devlet olarak yükselen bir güç olursa, gerektiğinde
onlara yetişebilir. Elleri oraya uzanabilir" diye konuştu.
AFAD'ı 5 yıl içinde dünya sahnesine çıkardıklarını ifade eden Davutoğlu,
Haiti'ye ve Filipinler'e gittiğinde, cumhurbaşkanı, başbakanların
"depremde inen ilk uçağın Türk Hava Yolları" olduğunu söylediklerini
aktardı.
"Bütün bu başarı hikayesi her şeyden önce bizim
omuzladığımız süreklilik unsurlarının ve emanetin ürünüdür" diyen
Davutoğlu, dünya şartları ne kadar değişirse değişsin, bu başarı
hikayesini sürdürme iradesini göstermek durumunda olduklarını söyledi.
Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu paralelci çete, onların dışarıda yaptığı propagandalar ne olursa
olsun bu başarı hikayesinin üstünü örtemeyecek. Kimler ne algı
operasyonları yaparlarsa yapsınlar, belki bi bu algı operasyonları bazı
merkezlerde etkisini gösterebilir ama insanlık vicdanında
gösteremeyecek. Afrika'nın, Asya'nın her yerinde, Balkanlar'da,
Kafkaslar'da, Ortadoğu'da bugün al bayrağımızın temsil ettiği değerler
artık sadece geçmişte güçlü bir devlet olma değeri değil, vicdan,
merhamet, insani yardım ki dünyada da şu anda gayri safi milli
hasılasına göre en fazla insani yardım yapan ülkeyiz. Nominal olarak da
üçüncü büyük ülkeyiz. 12 yıl önce kendisi yardım isteyen bir ülkenin bu
güne gelmiş olması birçok başka millete de ilham kaynağı oluyor. Aynen
İstiklal Harbimizin mazlum milletlere ilham kaynağı olması gibi
Türkiye'nin bu yükselişi de dünyanın her yerinde, gelişmekte olan
ülkelere, tarihte kendine bir yer bulmak isteyen milletlere ilham
kaynağı oluyor. Son bir yıl içinde karşılaştığımız zorluklar, karşı
karşıya kaldığımız saldırılar bu ilham kaynağını yok etmek için
yürütülen saldırılar. Sizden beklentimiz, talebimiz, yürütmek durumunda
olduğunuz misyon bu ilham kaynağını, bu başarı hikayesini herhalükarda
bulunduğunuz merkezlerde en iyi şekilde temsil etmektir. Bu psikolojik
algı operasyonuna karşı hepimizin seferber olması lazım."
Davutoğlu, İslam-Hristiyan, Doğu-Batı çatışmalarının arttığı yerlerde,
çatışmaları azaltan, çözüm yolları bulan, bir saldırı olduğunda sesi
önce çıkan büyükelçiler olarak, gerilimleri düşürme, Türkiye'nin sesini
yükseltme ve temsil etme yönünde özel misyonlarının olduğunu söyledi.
İlişkilerde, Polonya ile 600'üncü yılın kutlandığını, Hollanda ile
400'üncü yıldan bahsedildiğini belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Hangi milletle tarihimize bakarsanız bakın, Çad Başbakanı buradaydı,
200-300 yıl öncesindeki Türkiye-Çad ilişkilerinden bahsettik. Her bir
milletle böylesine derine giden ilişkilerimizi, bu dönemde tahkim etmek,
ihya etmek ve inşa etmek, hariciyemizin ve devletimizin sürekliliğinden
ilham alarak restore etmek durumundayız. Ben, sizlerle 5 yılı aşkın bir
süre çalışmış bir bakan olarak da daha önce başdanışman olarak da
büyükelçi olarak da birlikte çalıştık. Sizlerin ve hariciye
geleneğimizin gücüne inanıyorum. Bu gücü inşallah diplomasi sahnesine
çıkardığımızda ki çıkarıyoruz, Türkiye'ye dönük her tuzağın boşa
çıkacağına ve Türkiye'ye dönük algı operasyonlarının her birinin boşa
çıkacağına ve ülkemizin dışarıda en iyi şekilde temsil edileceğine,
süreklilik içinde gelen siyasi, tarihi, coğrafi, kültürel değerlerimizi
değişim dinamizmi içine tekrar tekrar yorumlayıp, tarih sahnesine bunu
taşıyacağınızdan eminim."
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Yüce dinimizin hiç bir şekilde cevaz
vermeyeceği, barış dini olarak ilham edilen ve gelişen bir dinin, bütün o
şehir kültürlerini doğuran bir medeniyete menşei kaynak olmuş bir dinin
böylesine istismar edilmesi üzerinden terör faaliyetleri ya da bu terör
faaliyetleri gerekçe gösterilerek islamofobik faaliyetlerin yayılması
karşısında hepimizin başını dik tutması lazım" dedi.
Davutoğlu,
Ankara Vilayetler Evi'nde, Büyükelçiler Konferansı dolayısıyla verilen
akşam yemeğindeki konuşmasında, Sultanahmet'teki saldırıda şehit olan
Kenan Kumaş'a Allah'tan rahmet diledi, Paris ve Nijerya'daki terör
saldırılarını lanetledi.
Bütün bu olayların uluslararası alanda
yeni bir muhasebeye ihtiyaç hissedildiğinin çarpıcı göstergeleri
olduğunu belirten Davutoğlu, bu çerçevede büyükelçiler konferansının da
daha geniş çaplı bir muhasebe yapılmasına imkan sağladığını kaydetti.
Türkiye'nin, vizyonu bulunan bir ülke olduğunu, 2023 vizyonu için
Türkiye'yi karış karış gezdiklerini anlatan Davutoğlu, uluslararası
alanda da yeni büyükelçilikler açıldığını, ticaret müsteşarlarının
sayısının artırıldığını bildirdi.
Büyükelçilerden, hiçbir
uluslararası toplantıda pasif durmamalarını isteyen Başbakan
Davutoğlu, "Bir Türk vizyonu, bir Türk görüşü her yerde olacak. İster
çevre konferansı olsun ister medeniyetler ittifakı konferansı ister
BM ister UNESCO, ister önemli başka şeyler olsun. Sizden beklediğimiz,
her zaman bize ait bir vizyonu dünya gündemine getirmektir. İşte tam da
bu günler, bu vizyonu tanımlama ve tarih sahnesine bu vizyonu aktarma
günleridir" diye konuştu.
Türkiye'nin tarihi sürekliliğinin her
zaman güçlü olduğunu, nerede bir kriz çıksa insanların yönlerini
Türkiye'ye döndüklerini ifade eden Davutoğlu, "Selçuklu, Osmanlı,
Türkiye Cumhuriyeti Devleti çizgisinde öyle bir süreklilik algısı var
ki ben onun için Türkiye Cumhuriyeti nevzuhur bir devlet değildir derken
tam bunu kastediyorum. İkinci Dünya Savaşı şartlarında çıkmış
konjonktürel bir devletin büyükelçileri değilsiniz" dedi.
Davutoğlu, tarih bu anlamda doğru okunmadığında ve süreklilik
kaybolduğunda, siyasal motivasyon ve vizyonun da kaybolacağını
söyledi.
Türkiye coğrafyasının da önemine işaret eden Davutoğlu, şöyle konuştu:
"İnsanlar sıkıntılarını aşabilmek için bu coğrafyaya doğru yürürler.
Suriyelilerin şimdi yürüdüğü gibi. Tam da bu günler, hepimizin, hiçbir
zaman Müslüman Türk olma, özellikle Avrupa'da doğabilecek ırkçı tepkiler
karşısında söylüyorum: hiç gocunmadan bu kimliği dimdik ayakta tutmanın
tam vakti. Aslında bu kimlikten hareketle asırlarca İstanbul'un nasıl
çok kültürlü bir şehir olarak yaşadığının, nasıl Selanik'in,
Yahudilerin, Müslümanların, Hristiyanların iç içe yaşadığı bir şehir
olduğunu, nasıl bugün krizle anılan Kudüs'ün bizim dönemimizde bir barış
diyarı olduğunu, İbrahim şehri olarak bilindiğini, nasıl Saraybosna'nın
bizim dönemimizde bir çok kültürlü şehir olarak kurulduğunu ve hiçbir
yerde bu anlamda, belli bir etnik ve mezhebi kimlikle karşı etnik ve
mezhebi kimliği yok etme çabası içine girilmediğini anlatmanın da tam
vaktidir.
Birileri İslam adına, tam bir barbarlık içinde, yüce
dinimizin hiçbir şekilde cevaz vermeyeceği, barış dini olarak ilham
edilen ve gelişen bir dinin, bütün o şehir kültürlerini doğuran bir
medeniyete menşei kaynak olmuş bir dinin böylesine istismar edilmesi
üzerinden terör faaliyetleri ya da bu terör faaliyetleri gerekçe
gösterilerek islamofobik faaliyetlerin yayılması karşısında hepimizin
başını dik tutması lazım. Bugünler, kimsenin başını önüne eğeceği günler
değildir. Aksine her türlü aşırılığa karşı, başımızı dik tutma
günleridir. Dolayısıyla tarihimiz, coğrafyamız ve insani değerlere
dayalı kültürel birikimimiz sürekliliğimizi temsil eder ve bundan
feragat etmeyiz."
Başbakan Davutoğlu, son bir yılda yaşanan olayların, soğuk savaş
sonrasında yaşanan jeopolitik deprem, 12 Eylül'ün getirdiği jeokültürel
deprem ve 2011'den itibaren Akdeniz etrafında Ortadoğu'da şekillenen
büyük siyasal depremin iç içe geçtiğinin göstergesi olduğunu söyledi.
Bu üç depremin birinin bitip birinin başlamadığını, iç içe geçerek birbirini etkilediğini belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:
Davutoğlu, köklü tarihi gelenekten gelen
bir devlet, bu tarihi geleneği benimseyen millet olarak, bu devletin
temsilcileri büyükelçilerin dünyaya insanlık dersi vermesi gerektiğini
söyledi.
Yemeğe, AB Bakanı Volkan Bozkır, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Başbakanlık Müsteşarı Kemal Madenoğlu, MİT Müsteşarı
Hakan Fidan, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Dışişleri
Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, AB Bakanlığı Müsteşarı Rauf
Engin Soysal da katıldı.