Azsonra Birazdan Şimdi Biz Türkiye'yiz. MarmaraYenikapı Ahsarla #etiket

27 Mart 2015 Cuma

Başkanlık sistemine geçilmesi doğrudur Seçim beyannamesinde olacak, bizzat ben yazdım Başbakan Ahmet Davutoğlu 28 Mart 2015 00:54 ANKARA

"Başkanlık sistemine geçilmeli"

  28 Mart 2015 00:54 ANKARA

Başbakan Davutoğlu, 

"Başkanlık sistemine geçilmesi doğrudur.

 Seçim beyannamesinde olacak, bizzat ben yazdım" 

dedi.


Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Bütün şehirlerimizin tek tek nabzını tutarak, tek tek brifingler alarak, seçimler öncesinde neler yapılması gerektiğini de gördüm. Gittiğim her yerde sadece kongre yapıp dönmedim. Kongre yaptım, valilikte, belediyede brifing aldım, akşam STK'larla toplandım. Şu anda zihnimde Türkiye'nin haritası, neredeyse ilçe bazına kadar var. Nerede ne yapılacağı konusunda zihnimde bir resim ortaya çıktı" dedi.

Başbakan Davutoğlu, Habertürk televizyonunun canlı yayınında soruları yanıtladı, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. 
Başbakan seçilmesinden bu yana yaptığı çalışmalara ait görüntülerin izletilmesinin ardından, "Bu enerjiyi nereden buluyorsunuz, motive olduğunuz şey nedir?" diye sorulması üzerine Davutoğlu, bu soruyla birçok kez, Dışişleri Bakanıyken de akademik hayattayken de karşılaştığını, bir kitap çalışması esnasında da üç gün hiç uyumadığını söyledi.
Burada enerjinin, insanın içinden gelmesiyle ilgili bir durum olduğunu ifade eden Davutoğlu, "Bir başka gazeteci arkadaşımız bunu sorduğunda şunu söylemiştim, bir insana hiçbir kudret, kendisinin içinden gelen güçten daha önemli değildir. O da bir insanın kendisiyle barışık olması. Kendisiyle barışık olmayanın, tabiatla, başka insanlarla ve etrafındaki dünyayla barışık olması çok zor. Onun için hep kendimi ölçerek, biçerek ve iç dünyama döndüğümde yaptığım işe anlam katarak o enerjiyi bulmaya çalıştım" diye konuştu.
"Hepimiz her an öğrenciyiz"
Davutoğlu, "Sizin liderliğinizde AK Parti'de nasıl bir seçim kampanyası göreceğiz" sorusunu yanıtlarken, Başbakanlık ve Genel Başkanlık görevini aldıktan sonra, önlerindeki dönemle ilgili birkaç hedef belirlediğini söyledi.
Bunlardan birisinin, hükümet çalışmalarının aksamadan yürümesi olduğunu dile getiren Davutoğlu, "Hamd olsun, birçok zorlu şartlara ki rehinelerimizin kurtarılmasından, Şah Fırat Operasyonu'na, ekonomik paketlere kadar üzerimizdeki ağır sorumluluğun gereğini yapmaya çalıştık" diye konuştu.
"Çok köklü bir dostluğumuz var"
Davutoğlu, ''Sayın Cumhurbaşkanımız ve benim aramda herhangi bir çatışma, herhangi bir sorun olmaz. Recep Tayyip Erdoğan ile Ahmet Davutoğlu, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olduktan sonra tanışmadılar. Bakan ve Başbakan olduktan sonra da tanışmadılar. Başdanışman ve Başbakan olduktan sonra da tanışmadılar. Çok köklü bir dostluğumuz var'' dedi.
''Hedefimiz Türkiye'nin bütün rengini siyasete taşımak''
''AK Parti adayının profilinin nasıl olacağının'' sorulması üzerine Davutoğlu, hayatın çok renkli olduğunu, bir partinin o renklerin tümünü yaşatması gerektiğini söyledi.
Davutoğlu, ''Kadın, genç olduğu gibi, meslek grupları itibariyle de, bölge itibariyle de. Şu anki grubumuza gitseniz, TBMM Genel Kurul salonuna girin, şöyle bir bakın, bizim grupta Türkiye'nin her yerinin rengini göreceksiniz. Kulise girin hafif Karadeniz lehçesiyle konuşan, hafif Güneydoğu lehçesiyle konuşan, İç Anadolu, Ege lehçesiyle konuşan bir rengarenk Türkiye topluluğu bir AK Parti Grubu'nda. Birbirleriyle şakalaşırken, o lehçeleri yansıtan bir topluluk. Ama başka partilerin kulislerine gidin, tek renklidir. Baktığınızda, şimdi zikrederek üzmek istemem kimseyi ama bir kesim bakarsınız aynı, benzer, birbirine benzer argümanlar, benzer sözler, neredeyse ezberletilmiş gibi aynı yaklaşımlar. O diğer üç grupta da.'' ifadelerini kullandı. 
''Milletin hocası olunmaz''
''Aday olacaklar arasında kamuoyunun yakından tanıdığı, 'A' dedirtecek, süpriz isimler var mı?'' sorusu üzerine Davutoğlu, bazı üzerinde çalıştıkları isimlerin olabileceğini ama bunları burada zikretmenin doğru olmadığını söyledi.
''Sayın Cumhurbaşkanı ile Sayın Başbakan'ın arasında bir çatışma veya bir kriz, veya bir sorun mu var ?'' sorusuna karşılık Davutoğlu, şu yanıtı verdi:
''Sayın Cumhurbaşkanımız ve benim aramda herhangi bir çatışma, herhangi bir sorun olmaz. Recep Tayyip Erdoğan ile Ahmet Davutoğlu, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olduktan sonra tanışmadılar. Bakan ve Başbakan olduktan sonra da tanışmadılar. Başdanışman ve Başbakan olduktan sonra da tanışmadılar. Çok köklü bir dostluğumuz var. Birbirimizden emniyet içinde olduğumuz, hiç bu vasıflar olmadan da birbirimizle muhabbetle yaklaştığımız, o Sayın Abdullah Gül için de geçerlidir, diğer kadrolarımız için de, böyle bir geçmişimiz var.''
''Tek bir hesap yoktu zihnimde''
Birbirinin unvanı olmadan dost olanların dostluklarının kolay yıkılmayacağına dikkat çeken Davutoğlu, ''Unvan sahibi olduktan sonra birine dost olunmuşsa, onlara bir şans, bir dönem tanımak lazım. Ben Sayın Cumhurbaşkanımız 2002'de Başdanışmanlık için davet ettiğinde, bir gece istişare yaptım. Kendime göre bir tefekkür ettim ve madem ki böyle bir çağrı samimiyetle ve büyük bir güvenle çağrılmıştır, 'Gitmek şart' dedim. Tek bir hesap yoktu zihnimde'' diye konuştu.
''Güvendiğim kişiyle ilgili de herhangi bir hesap yapmam''
''Görev tevdi edildiğinde ne dediniz? Düşündünüz mü, eşinizle, ailenizle?'' sorusu üzerine Davutoğlu, şunları kaydetti:
''Hayır düşünmedim. Çünkü görev tevdi edilmedi bana orada ilan edildi. Birtakım gidişatı hissediyorsunuz ama Sayın Cumhurbaşkanımız beni çağırıp da 'Seni düşünüyorum' diyip de, 'Ben de düşünebilir miyim' diye düşünmedim. İlginçtir Dışişleri Bakanı olduğumda da öyle. Bu, Cumhurbaşkanımızın bana duyduğu güveni gösterir. Bu da benim Cumhurbaşkanımız beni bir şeye çağırdığında iki kere dahi düşünmediğimi gösterir. Güvenirim, güvendiğim kişiyle ilgili de herhangi bir hesap yapmam. Başkalarının hesap yapmasına da izin vermem. Cumhurbaşkanımız için de bu geçerlidir. Şimdi bazılarına şaşırtıcı gelebilir aslında bu bizim siyasi ahlakımızı göstermesi bakımından, hani şimdi 'Acaba aralarında çatışma mı var' falan gibi düşünenleri sükutu hayale uğratmak adına söylüyorum, başka bir partide olsa muhtemelen Başbakanlık sürecine giderken, böyle bir değişim, böylesine hırslı insanlar olurdu ki, bir sürü kulisler olurdu vesaire ve o kulisi en fazla yapan o Başbakan olurdu. Bizde böyle olmadı. Bakın söylüyorum, çok ilginç bir şeydir, tecrübedir.''




TÜRKİYE - AB İLİŞKİLERİ

   Avrupa’yla ilişkilerimiz yüzyıllar öncesine dayanmaktadır. Osmanlı Devleti döneminde Balkanların fethiyle başlayan ilişkiler Türkiye Cumhuriyeti döneminde giderek gelişmiştir. 

Atatürk’ün barışçı politikası ile Avrupa ülkeler ile kalıcı dostluklar kurulmuştur.
   İkinci Dünya Savaşında büyük bir yıkım yaşayan Avrupa ülkeleri kendi aralarında birlik sağlamak, ekonomik gelişmeyi artırmak amaçlarıyla 1951’de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğunu kurdular. 


Daha sonra üye ülkelerin artmasıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) adını alan teşkilata ülkemiz 1959 yılında başvurdu

Bu başvurunun kabul edilmesi üzerine 1963 yılında Ankara Antlaşması imzalandı ve böylece Türkiye AB arasında ortaklık sağlandı. 

Birliğe dâhil olmak için bir geçiş dönemi öngörüldü.

   Türkiye 1987 yılında AB’ye tam üyelik başvurusunda bulundu. 

1997 yılında ise ülkemiz AB’nin genişleme kapsamı içerisine dâhil edildi. 

AB’ye tam üyelik için yasal reformları hızlı bir şekilde yerine getirilerek 2005 yılında AB’ye tam üyelik müzakerelerinin başlaması sağlanmıştır.


Azsonra Birazdan Şimdi Biz Türkiye'yiz.