"duvarları yıkarız"
"O duvar O duvarınız Vııızz gelir Bize Vııızzzz." Nâzım Hîkmet Ran (NHR)
"duyan da okur; duymak için kör olmak mı lâzım?" "kör olmada gör beni"
"Robin hood bugün yaşasaydı medyadaki tekelleşmeyi bir numaralı düşman olarak görürdü" 15 05 2010 cannes film festivali Russel Crowe
"aslında robin hood yok cesur yürek var Robin Hood does not actually have a brave heart" Mel Gibson 07 01 2011 cuma
azsonra.blogspot.com
2 Nisan 2015 Perşembe
Bekçi Murtaza 1965 Yönetmen Tunç Başaran Müşfik Kenter Ayfer Feray
Aydın’ın Sultanhisar ilçesine bağlı Atça’da, Atçalı Hasan Ağa adındaki
yoksul bir köylünün oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Doğuştan başının kel
olması nedeniyle “Kel” lakabı takılmıştır. Çiftliklerde ırgatlık yaparak
yaşamını sürdürmekteyken, Atça’nın varlıklı kişilerinden olan Şerif
Hüseyin’in kızı Fatma’ya sevdalanır. Kızı istediklerinde de büyük bir
hakaretle karşılaşıp üstüne üstlük ağanın adamları tarafından dövülünce
birkaç kişiyi yaralayarak dağa çıkar. Devletle veya çevredeki varlıklı
kişilerle çeşitli sorunları olan birçok kişi de yanına katılır. Zamanla
Aydın ve çevresinde “Atçalı Kel Mehmet Efe” adıyla nam salar. Bu arada
sevdiği kızın babası, kızını bir başkasıyla evlendirmek istediğinde
damat adayını dağa kaldırarak yüklü miktarda fidye alır ve kızın
evlenmesini önler. Bir süre sonra kızını vermemekle ve kendisine düşman
olmakla birlikte sevdiği kızın babasını düştüğü hapisten kaçırır.
Yönetim güçleriyle girdiği birçok çatışmadan sağ salim kurtulmayı
başarır. Aydın bölgesinde Vali ve diğer devlet ileri gelenlerinin
baskısından bıkan köylülerden de destek görerek gücünü her geçen gün
artırır. Kapatılan Yençeri Ocağı askerlerinin de katılması sonucu sayısı
binleri aşan büyük bir güce sahip olur ve Aydın çevresinde büyük bir
ayaklanma başlatır. Bu ayaklanmayı bastırmak isteyen İzmir intisap
nazırı İlyaszade’yi yenerek 1828’de Aydın’ı ele geçirir. Ardından, çok
kısa bir süre içerisinde Menderes Vadisi'nin tüm orta çığırı ile, Tire,
Bayındır, Birgi, Ödemiş, Turgutlu ve Salihli’yi egemenliği altına alır.
Aydınlılar, Kütahya, Manisa ve Denizli’nin kimi ilçeleri onun
düşüncelerini sevinçle karşılayıp ona kapılarını açtılar. Ona karşı
Aydın mütesellimi ve adamlarının dışında kimse silah kullanmamıştı. O
veya adamları, bu yerlere birer kurtarıcı olarak girmişlerdi. Kel
Mehmet, kendisini Aydın’a vali atamasının ardından ilk iş olarak eski
düzeni kökünden yıkmış, kötü idareci ve ayandan kişileri kaçırmıştır.
Halkın canı, malı, ırzı teminat altına alınmış, gezi hürriyetini tesis
etmiştir. Daha sonra mültezimlerin, zabitlerin halka kanun dışı
yükledikleri vergileri azaltmış, hatta bazılarını tümden kaldırmıştır.
İstanbul’a bağlılığını bildirerek yıllarca tahsil edilemeyen vergileri
toplayarak göndermiştir. Yönetimden serbest ticaret ve tarımın
korunmasını, kanunların değiştirilip daha eşitlikçi kanunların
yapılmasını, askerliğin yeni esaslara bağlanmasını istemiştir. Kendisine
“Vali-i Vilayet, Hademe-i Devlet Atçalı Kel Mehmet” ünvanını vererek bu
adla mühür ve para dahi bastırmıştır.
1829’da Aydın devlet güçleri tarafından geri alındı. Nazilli
taraflarına kaçan Efe, Nazilli’nin Tepecik köyünde devlet güçleriyle
girdiği bir çatışma sonucu 10 Haziran 1830’da yakalanarak öldürüldü.
Turnalı Ali ve Palabıyıkoğlu adındaki adamları ile birlikte başı
kesilerek İstanbul’a gönderildi. Atçalı Kel Mehmet, çok kısa süre içinde
yaptığı işlerle adeta Osmanlı’nın kıyımından bıkan halk için bir
kurtarıcı olarak görülmüş, halkın gönlünde büyük bir yer edinmiştir.
Osmanlı’ya bağlılığını bildirmesine ve başardığı işlere rağmen
öldürülmesi ise halk arasında büyük üzüntü doğurmuştur.
Atça’lı Kel Mehmet kendisini Vilayetin Valisi, Devletin hademesi
olarak tanıttıysa da, o gerçekte halkın valisi olmuştur. Onun için
önemli olan halkın mutluluğu ve refahı idi. Bu nedenle halkı zor durumda
bırakan uygulama ve vergileri kaldırmış, halka zulmedenlerden hesap
sormuştur. Şimdi sormak gerek: Devletin valisi mi olmalı, yoksa
hükümetin valisi mi? Devletin valisi olup bulunduğu yerdeki halkın
mutluluğu ve refahı için çalışan kişi mi doğru yapmaktadır, yoksa
hükümetin valisi olup halkın değil hükümeti destekleyenlerin çıkarlarını
gözetmek mi doğrudur?